Dünya ve Mars, 5 Ekim 2026 tarihinde TRT Haber'in aktardığı yeni bir araştırmaya göre, yan yana gelişmiş olmalarına rağmen farklı gezegen oluşum süreçlerinin karışımıyla meydana geldi. Kopenhag Üniversitesi Globe Enstitüsünde gezegen oluşumu üzerine çalışan Profesör Anders Johansen ve Doktor Öğretim Üyesi Haiyang Wang'ın yönettiği araştırmada, iki gezegenin çok farklı süreçlerden geçerek büyüdüğü gösterildi.

Dünya ve Mars nasıl oluştu?

Dünya ve Mars yaklaşık 4,5 milyar yıl önce birbirine yakın konumda oluştu ancak bu iki gezegenin büyüme süreçleri birbirinden ayrıldı. Kayalık gezegenler, gezegenimsi adı verilen büyük cisimler arasındaki çarpışmalarla, daha küçük parçacıkların toplandığı çakıl yığılmasıyla veya her ikisinin birleşimiyle büyüyebiliyor. Kopenhag Üniversitesi araştırmasına göre Dünya ve Mars bu süreçlere çok farklı oranlarda maruz kaldı.

Gezegenlerin kütle oranları nasıl dağılıyor?

Doktor Öğretim Üyesi Haiyang Wang, Dünya'nın kütlesinin en az yüzde 75'inin çakılları toplayarak büyüyen ve ön gezegen olarak bilinen iki genç gezegenden kaynaklandığını, gezegenimsilerin ise yüzde 25'e kadar katkıda bulunduğunu belirtti. Buna karşılık, Mars'ın kütlesinin yaklaşık dörtte üçü gezegenimsilerden geliyor, kalan dörtte birlik kısım ise çakıl yığılmasından kaynaklanıyor.

Erken güneş sisteminden kimyasal ipuçları nasıl incelendi?

Araştırmacılar gezegenlerin geçmişini yeniden oluşturmak için kabuk ve mantolarındaki sodyum, çinko ve potasyum gibi uçucu elementleri inceledi. Günümüzdeki element bollukları her gezegenin oluşurken yaşadığı koşullar hakkında ipuçları barındırıyor. Bilgisayar modelleriyle birleştirilen kimyasal izler, Dünya ve Mars'ın mantoları bileşimlerinin 4,5 milyar yıl sonra bile aynı kaldığını gösterdi.

Yaşanabilir dünyalar için çıkarımlar neler?

Aynı yaklaşım zamanla araştırmacıların Güneş Sistemi ötesindeki kayalık gezegenleri incelemesine yardımcı olabilir. Profesör Anders Johansen, gezegenlerin oluşumları sırasında uçucu elementleri nasıl kaybettiğini anlambilmenin en nihayetinde ne kadar su ve yaşamı destekleyen diğer maddeleri tuttuklarını tahmin etme konusunda daha iyi bir yol sunacağını ifade etti.