Türk yapımı yapay zekâ destekli 'Uyuyan Kadın', Almanya'nın Cottbus Film Festivali'nin ana yarışmasına seçilen ilk uzun metrajlı yapay zekâ filmi olarak sinema dünyasında yeni bir tartışma başlattı. Yurtdışında Vikki Bardot ismiyle tanınan multidisipliner sanatçı Gizem Avcıoğlu'nun imzasını taşıyan yarı otobiyografik film, Georges Perec'in eserinden ilham alınarak iki yılda ve 50 binden fazla görüntü havuzundan kurgulandı.
Uyuyan Kadın filminin arkasındaki süreç nedir?
Gizem Avcıoğlu'nun imzasını taşıyan ve iki yıllık bir çalışmayla 50 binden fazla görüntü havuzundan kurgulanan 'Uyuyan Kadın', yapay zekâ sinemasının laboratuvar ortamından çıkıp uluslararası ana akım festivallerde kabul gördüğünün göstergesi oldu. Film, Türkiye'de gösterime girmeye hazırlanırken yapay zekânın sinemaya olan etkisini ve etik boyutunu yeniden gündeme taşıdı.
Yapay zekâ filmleri sinemayı nasıl etkileyecek?
Gizem Avcıoğlu'na göre yapay zekâyla üretilen filmler, bağımsız sinemacılara başka türlü finansman bulamayacakları kişisel ve biçimsel açıdan iddialı yapımları hayata geçirme özgürlüğü tanıyor. Yüksek yapım maliyetlerine olan bağımlılığın ortadan kalkması, küçük ekiplerin ve bireysel çalışmaların hikâyelerini sinemaya aktarmasının önünü açarken, yönetmenler binlerce olasılığı rafine eden sanatsal küratör rolüne evriliyor.
Sektörde hangi tedirginlikler yaşanıyor?
Modellerin eğitildiği veri havuzlarının telif hakları ve geçmiş akımların izinsiz modellenmesi sektörel bir adalet sorunu doğururken, kalabalık set ekiplerinin, oyuncuların, ışık ve ses teknisyenlerinin yerini yapay zekâ araçlarının alması riski sinema iş gücünün geleceğini tehdit edebilecek unsurlar arasında yer alıyor.