İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Öğretim Görevlisi Dr. Özkan Çapraz tarafından yürütülen araştırmaya göre, İstanbul'da 7 Ekim 2026 tarihinde paylaşılan verilere göre hava kirliliği arttıkça solunum yolu hastalıkları nedeniyle hastanelere yapılan başvurular da artış gösteriyor. Çalışma sonucunda, kirli havadan en çok 65 yaş üzerindeki bireylerin etkilendiği ve bu olumsuz sağlık etkilerinin birkaç gün sonra da ortaya çıkabildiği belirlendi.

İstanbul'da hava kirliliği ve hastane başvuruları nasıl incelendi?

İstanbul'da 2013 ile 2017 yılları arasındaki döneme ait hava kirliliği verileri ile hastanelere yapılan başvurular karşılaştırılarak hava kalitesindeki değişimlerin sağlık hizmetlerine etkileri incelendi. Astım, akut bronşit ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) nedeniyle gerçekleştirilen yaklaşık 3,94 milyon hastane başvurusu analiz edildi. Araştırma bulgularına göre, özellikle azot dioksit ve ince partikül madde düzeylerinin sağlık üzerindeki olumsuz etkileri ön plana çıktı.

Kirli havadan en çok hangi gruplar etkilendi?

Araştırmada elde edilen verilere göre, hava kirliliğinin artış gösterdiği dönemlerde çocuk, yetişkin ve 65 yaş üzeri bireylerin sağlık durumları ayrı ayrı değerlendirildi. Özellikle yaşlı bireylerin hava kirliliğine karşı daha duyarlı gruplar arasında yer aldığı ve hastanelere daha çok başvurduğu tespit edildi. Dr. Özkan Çapraz, kirli havanın etkilerinin aynı gün içinde görülmeyebileceğini, hava kirliliğinin yoğun olduğu günden birkaç gün sonra da gecikmeli etkilerin ortaya çıkabildiğini vurguladı.

Hava kirliliğini azaltmak için hangi önlemler alınmalı?

Araştırma, insan kaynaklı hava kirliliğinin sağlık sorunlarını daha çok artırdığını ortaya koydu. Dr. Özkan Çapraz, araç trafiğinin hava kirliliğinin temel kaynaklarından biri olduğunu belirterek benzinli araçlar yerine hibrit veya elektrikli araçların tercih edilmesini önerdi. Yakıt olarak kömür ve odun gibi fosil kaynaklı yakıtlar yerine doğal gaz kullanımının hava kirliliğine pozitif etkisi olduğunu ifade eden Çapraz, sanayi bölgelerinin de mümkün olduğunca şehrin dışında konumlandırılması gerektiğini kaydetti.