Türkiye'de iş hayatının stresinden ve aile sorumluluklarından uzaklaşmak isteyenler koşu parkurlarını tercih ediyor; 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda yurdun dört bir yanında düzenlenecek Cumhuriyet Koşuları ile 1 Kasım 2026 tarihinde gerçekleştirilecek 48 yıllık köklü geçmişe sahip İstanbul Maratonu bu kültürü pekiştiriyor. Türkiye Atletizm Federasyonu denetimindeki yol yarışlarından patika koşularına kadar ülke genelindeki yıllık organizasyon sayısı 300'ü aştı.
İstanbul Maratonu ne zaman koşulacak ve kaç sporcu katılıyor?
İki kıta arasında koşulan tek yarış unvanına sahip İstanbul Maratonu, 1 Kasım 2026 tarihinde gerçekleştirilecek ve organizasyonda yaklaşık 45 bin sporcunun parkurda yer alması bekleniyor. Birleşmiş Milletler standartlarına göre dünyada bağımsız kabul edilen 195 ülke bulunurken, 2025 yılında 126 ülkeden gerçekleşen rekor katılım dünyadaki ülkelerin yüzde 64'üne tekabül etti. Geçtiğimiz yıl tüm kategorilerde Türk ve yabancı, profesyonel ve amatör olmak üzere toplam 41 bin 416 kişi kayıt yaptırdı. 1 Kasım'daki yarışta elit kategoride 6'sı tempocu olmak üzere 28 erkek ve 19 kadın atlet mücadele edecek.
İstanbul Maratonu parkur rekorları kime ait?
İstanbul Maratonu'nun 42,195 kilometre uzunluğundaki tam parkurunda erkekler rekoru 2:09:44 derecesiyle Kenyalı atlet Daniel Kibet'e, kadınlar rekoru ise 2018 yılında 2:18:35 derecesiyle şampiyon olan Kenyalı Ruth Chepngetich'e ait. Daniel Kibet, 2019'daki organizasyonda ön gruptaki favori atletlere tempo sağlamakla görevliyken 30'uncu kilometrede yarışı bırakması gerekiyorken devam etmiş ve finişe ilk sırada ulaşmıştı. 42,195 kilometrelik tam parkurda bugüne kadar erkeklerde 11, kadınlarda ise 1 Türk atlet şampiyonluğa ulaştı.
Türkiye'de koşu kültürü nasıl gelişti?
Türkiye'de koşu sporu 2010'lu yıllara kadar sabah sahil kenarında veya okul bahçelerinde tur atan bireysel sporcuların rutininden ibaretken, bugün yıllık organizasyon sayısının 300'ü aşmasıyla geniş toplulukları buluşturan bütüncül bir yaşam tarzına dönüştü. Kapadokya, Likya Yolu, Kazdağları ve Tuz Gölü gibi engebeli coğrafyalarda düzenlenen patika koşuları ile ultra maratonlar sporseverlere ekoturizm deneyimi sunuyor. Mahalle aralarında ve sahil hatlarında çoğalan bağımsız koşu kulüpleri, şehir insanı için sosyalleşme ve aidiyet ortamı yaratırken, Adım Adım gibi platformlar aracılığıyla sivil toplum kuruluşlarına milyonlarca liralık kaynak aktarılıyor.