Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 6 Kasım 2026 tarihinde, özel bir şirkette 33 yıl muhasebe ve mali işler müdürü olarak çalışan N. U.'nun vefatının ardından ailesinin başlattığı hukuk mücadelesinde nihai kararı verdi. İşverenin yıllık izin kullanımına ilişkin belge sunamamasına rağmen Yüksek Mahkeme, dava dilekçesindeki ifadeleri ve çalışanın görevini dikkate alarak izin hakkının üçte birinin kullanılmış kabul edilmesi gerektiğine hükmetti. N. U.'nun vefatı sonrasında ailesi, işçilik alacaklarının tahsili için İş Mahkemesi'ne başvurarak kıdem tazminatı, asgari geçim indirimi ve kullanılmayan yıllık izin ücretlerinin işverenden tahsil edilmesini talep etti. İş Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi ailenin taleplerini yerinde bulurken, dosya Yargıtay'a taşındı.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı nasıl gerekçelendirdi?
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 33 yıllık çalışma süresinin tamamında hiç izin kullanılmadığı kabulüyle yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu belirtti. Dava dilekçesinde N. U.'nun yıllık izinlerinin tamamını değil, büyük bir bölümünü kullanmadığının ifade edildiği hatırlatıldı. 6100 sayılı Kanun'un 25'inci maddesine atıfta bulunulan kararda, hâkimin tarafların ileri sürmediği vakıaları kendiliğinden dikkate alamayacağı vurgulandı.
Çalışanın unvanı kararını nasıl etkiledi?
Yargıtay kararında, N. U.'nun şirkette muhasebe ve mali işler müdürü olarak görev yapması ayrıntılı şekilde değerlendirildi. Çalışanın unvanı ve konumu gereği yıllık izinlere ilişkin kayıt ve belgeleri düzenleme veya düzenlettirme yetkisine sahip olduğuna işaret edildi. Yargıtay, dava dilekçesindeki ifadeler ile çalışanın görevini birlikte ele alarak yıllık izin hakkının üçte birinin kullanılmış kabul edilmesi ve kalan izin ücretinin buna göre hesaplanması gerektiğine karar verdi.
Gerçek ücret tespiti neden yeniden yapılacak?
Yargıtay, çalışanın gerçek ücretinin tespiti konusunda eksik inceleme yapıldığına dikkat çekti. Banka kayıtları, bordrolar, taraf tanıklarının beyanları ve ücret araştırması sonuçlarının dosyanın tamamıyla birlikte yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek eksik incelemeyle karar verilmesinin bozma nedeni olduğu kaydedildi.