Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Tülay Eren, 15 Eylül 2026 tarihinde yaptığı açıklamada prostat kanserinin sadece yaşlı erkeklerin hastalığı olmadığını ve gençlerde de görülebileceğini belirtti. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği tarafından 'Prostat Kanseri Farkındalık Ayı' ve '15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Günü' kapsamında basın toplantısı düzenlendi.
Prostat kanserinde kimler risk altında?
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Tülay Eren, prostat kanserinin Türkiye'de en sık görülen ikinci kanser olduğunu ve birinci sırada akciğer kanserinin yer aldığını söyledi. Prostat kanserini PSA testi adı verilen kan testi ile erkenden teşhis edebilme imkanı bulunduğunu aktaran Eren, ailesinde risk faktörü olan veya semptom gösteren hastalara 50 yaşından sonra, yüksek riskli hastalara ise 45 yaşından sonra test yapılmasını önerdi. Yüksek riskli hasta grubunda ailesinde prostat kanseri, meme kanseri, yumurtalık kanseri ve pankreas kanseri gibi birbiriyle ilişkili kanserler bulunan kişilerin yer aldığını belirten Eren, ailesinde kanser öyküsü olan kişilerin bir üroloğa veya aile hekimine başvurarak tarama programına girmesi gerektiğinin altını çizdi. İdrarda kan görüldüğünde kontrolden geçilmesi gerektiğini vurgulayan Eren, erken teşhisin prostat kanserinde hayat kurtardığını ifade etti.
Erken ve ileri evre prostat kanseri tedavisi nasıl yapılır?
Gazi Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Gürler, prostat kanserinin erken evre ve ileri evre olarak ikiye ayrıldığını dile getirdi. Doç. Dr. Fatih Gürler, erken evrelerde cerrahi ve radyoterapinin ağırlıklı olduğu tedavi yönetiminin mevcut olduğunu, ileri evrelerde ise hormonal tedaviler, hedefe yönelik hormonal tedaviler, yeni nesil hormonal tedaviler, kemoterapiler ve lütesyun gibi radyo ligand tedavilerin uygulandığını belirtti. Hastaların iyileşmek için bilimsel dayanağı olmayan önerilere tevessül edebildiğini kaydeden Gürler, doğal veya zararsız düşünülen bu tedavilerin bilimsel kanser tedavisini geciktirebileceğini, etkisini azaltabileceğini ve ciddi organ bozukluklarına sebep olabileceğini bildirdi. Tüm kanser tedavilerinde olduğu gibi dengeli beslenmeyi tavsiye eden Gürler, bitkisel ürünlerden uzak durulması gerektiğini vurguladı.